Bu yıl çevrimiçi eğitimleri yayına giren Yeni Kentlinin Ekolojik Yaşam Rehberi vesilesiyle, bir kerevizin bana hatırlattığı şeylerden bahsetmek istiyorum.
Yaklaşık 10 yıl önce, kurumsal bir şirkette çalıştığım dönemde tüm ülkeyi etkileyen büyük bir elektrik kesintisi yaşandı. Kesintinin dördüncü saatinde, çalıştığım telekom firmasına kesinti devam ederse baz istasyonlarının da çalışmayabileceği bilgisi ulaştı. Ofiste hafif bir panik dalgası yayıldı. Kendimi şunu düşünürken buldum: “Bir domates yetiştirmeyi bile bilmiyorum…” Sonra hayat benim için değişti. Kent bahçeciliği ve permakültür alanında çalışmaya başladım. Son 5 yıldır ise Postane Bahçe olarak, şehrin merkezinde, terasta kent bahçeciliği yapıyoruz. Kendi yetiştirdiğimiz bitkilerin tohumlarını tekrar ekiyor; bu süreçte bir bitkinin doğumundan ölümüne, yeniden tohum vermesine kadar tüm yaşam evrelerine şahit oluyoruz.
Bahçe gönüllüleriyle terasın rutin işlerini yaptığımız bir günün sonunda, Postane’nin girişindeki beton belediye saksısının dibinde kendiliğinden yetişen kereviz dikkatimi çekti. Bizim terastan uçan tohumlardan birinin kendine yeni bir ev bulduğu belliydi. Bu bir anlık farkediş bende çocuksu bir keşif heyecanı yaratırken, hikayeyi paylaştığım Postane Ofis topluluğu içinde de bir mutluluğa dönüştü. Gruptan biri “söylemesen farkına varamazdım” dedi.
Kentler aslında şunun için vardır: içinde yaşayanlar domates yetiştirmekle uğraşmasın da sanat yapsın, ticaret yapsın…Ama tabi ki bir bedel karşılığında. Bu konuda söylenecek çok şey var ama hayır, bu yazıda bu bedeli kırılgan, kendini beslemekten aciz kentlere dönüşerek ödeyişimizden bahsetmeyeceğim. Benim bahsedeceğim bedel bu iş bölümünün bir başka yan etkisiyle, dikkat kaybımızla, parçası olduğumuz doğayı tanıyamamamızla ve bu durumun bize ettikleriyle ilgili.
Zira bizi heyecanlandıran şey kerevizin kendisi değildi. O küçücük bitki, etrafımızda olup bitenlere dikkat kesilmenin verdiği canlılık hissinin bir hatırlatıcısıydı. Kent yaşamında dikkatimizi talep eden yüzlerce uyaran arasında yaşıyoruz. İklim krizi gibi yakıcı sorunlarla ilgili sürekli bilgiye maruz kalıyoruz, yaşadığımız yerle, mevsimlerle, gıdamızla ve diğer canlılarla kurduğumuz ilişki giderek zayıflıyor. Sonuç olarak yalnızca çevremizdeki dönüşümleri kaçırmıyor; aynı zamanda daha sağlıklı, daha adil bir yaşamın mümkün olduğuna dair sezgimizi de kaybediyoruz.
Temiz ve adil gıdanın ne olduğunu, nasıl üretildiğini ya da yaşadığımız mahallenin hangi canlılarla paylaşıldığını bilmemek yalnızca bilgi eksikliği değil, aynı zamanda hayal gücü eksikliği yaratıyor. Fark etmediğimiz şeyi talep edemiyoruz. Daha iyisinin mümkün olduğunu göremediğimizde ise onu istemeyi de bırakıyoruz.
Ancak bu kopuşun bedeli yalnızca kamusal değil, kişisel de. Sürekli hızlanan bir dünyanın keşkmekeşi içinde adım attığımız “yere” dikkat kesilmek; sokaktaki ağacı, balkonumuza gelen kuşu ya da beklenmedik bir yerde filizlenen kerevizi görmek bizi bir anlığına da olsa bulunduğumuz ana geri çağırıyor. Bu çağrı romantik bir doğa özlemi değil. İnsanın kendini daha büyük bir yaşam ağının parçası olarak hissedebilmesiyle ilgili.
Bu yüzden iyi hissetmek için hepimizin kırsala taşınması, işini bırakması ya da hayatını kökten değiştirmesi gerekmiyor. Bazen ihtiyaç duyduğumuz şey, yaşadığımız kentin içinde yeniden ilişki kurabileceğimiz alanlar yaratmak.
Uzun süredir, kentin içinde, başka bir kentin mümkün olduğunu gösteren ipuçlarını görmeyi ve yaygınlaştırmayı kendimize dert edindik.
Yeni Kentli’nin Ekolojik Yaşam Rehberi programı da aslında tam da amaçla tasarlandı: bu bireysel sevinçleri ve farkındalıkları kolektif bir aksiyona dönüştürebilmek, hep birlikte daha direngen olabilmek ve teraslardan taşıp sokakları dönüştürmek için. Bu programla, kentte kendi gıdamızı yetiştirmenin çok daha ötesine geçiyor, agroekolojiden onarıcı tarıma, toprak iyileştirmeden zehirsiz bahçeciliğine uzanan teknikleri ve gıda saklama gibi hayati yaşam becerilerini birlikte öğreniyoruz. En önemlisi de beklenmedik bir yerde karşımıza çıkan bir kerevizin heyecanını anlayacak ve paylaşacak insanların arasında yer alıyoruz. Çünkü dönüşüm bazen devasa planlarla değil, küçük şeylere yeniden dikkat kesilmekle başlıyor.
Eğer sen de yaşadığın kente başka gözlerle bakmak, gıdayla ve diğer canlılarla kurduğun ilişkiyi yeniden düşünmek ve bu keşifleri paylaşacağın bir topluluğun parçası olmak istersen, Yeni Kentli'nin Ekolojik Yaşam Rehberi'ne buradan göz atabilirsin.
- Evren Yıldırım