Pazartesi 10:00 - Cumartesi - 19:00
Bizi takip edin

AGT İkinci Buluşma Raporu

04.01.2024 / Postane

Buluşma Gündemi: Ürün Geliştirme

Toplantıda, genel tanışma seansının ardından katılımcılar üç gruba ayrılarak önceden duyurulmuş olan soruları tartıştılar. Masa raportörlerinden gelen raporlarda öne çıkan konular ve sonrasına dair öneriler aşağıdadır.

Sorular
Adil gıda üreticilerine yönelik sorular:

  • Neler yetiştiriyorsunuz? Üretim planınızı neye göre yapıyorsunuz? Hangi ürünleri yetiştireceğinizi nasıl belirliyorsunuz? Yetiştirdiklerinizi nereye satıyorsunuz?

  • Topluluk temelli bir üretim süreci ürün geliştirmeye nasıl katkıda bulunabilir? Ön sipariş, toplu alım, özel ürün ektirme, haftalık paket gibi topluluk temelli uygulamalar ürün geliştirme sürecinde kolaylaştırıcı olabilirler mi?

  • Neleri yetiştirmeye devam etmek istiyorsunuz? Yenilemeyi düşündüğünüz ürün nedir? Denemek istediğiniz yeni ürünler var mı? Sizin üretiminiz içinde (ya da ona uygun olan) katma değeri yüksek ürünler belirlemek mümkün mü?

Diğer adil gıda aktörlerine yönelik sorular:

  • En çok hangi ürünler geliyor? Hangi ürünler daha çok alınıyor, satılıyor, soruluyor? Hangi ürünlere hiç talep olmuyor? Üreticilerle nasıl ilişkileniyor? Piyasa katma değerli hangi ürünleri bulmakta zorlanıyor? 

  • Tüketiciler açısından daha fazla talep görecek ürünler nasıl belirlenebilir? Niş ürünler neler olabilir?

  • Restoranlar/dükkanlar/ikincil ürün üreticileri ihtiyaç duydukları hammaddeyi temin ederken İstanbul/Marmara bölgesi üreticilerini tercih ediyorlar mı, ne olursa ederler?

Tüm katılımcılara yönelik sorular:

  • Üreticiler adına süreci kolaylaştıracak uygulamalar neler? 
  • Gıda aktörlerinin üreticilerden beklentileri ne? Üreticilerin piyasada daha fazla talep görecek ürünleri yetiştirmeleri için nasıl bir işbirliği geliştirilebilir? 

  • Bu açıdan belediye veya valilik gibi başka aktörlerden neler beklenebilir?

 

Toplantıda öne çıkan tartışma konuları

  • Üretici kim, tüketici kim? Ben ne üretebilirim, kime üretiyorum? Fine dining var, esnaf lokantası var, gıda toplulukları, belediye, marketler var; hepsi tüketici, hepsinin ilişkisi farklı. Kişisel tüketimle restoranların talep ettiği miktar farklı, tanımları da farklı. İstanbul içi ve çeperlerindeki yerel üretimi konuşuyorsak, üretimin kime gideceğini de yazmalıyız. Üretici dediğimizde de devasa boyutta yapanlarla küçük çapta yapanlar farklı. Gıda toplulukları başka alım, fine dining başka alım yapacak; tüketici cevabı da değişecek.

  • Üreticiler tarafından dile getirilen sorunlar: Piyasa belirsizliği ve istikrarsızlık; maliyet artışları; nakliye sorunları. Talep eksikliği var; iyi ürün üretildiği halde satış-pazarlama kısmında eksiklikler var; sertifika ve denetim maliyetleri çok yüksek; standardizasyonun ve süreklilik gerektiren talebin getirdiği zorluklar var. Standardizasyon özellikle büyük marketler tarafından talep ediliyor ama bunun bir bedeli var; o bedeli üretici karşılamak zorunda mıdır; üretici her talebi karşılamak zorunda mıdır?

  • Gıda işleme şirketleri tarafından dile getirilen sorunlar: Lojistik ve depolama sorunları; tüketici talebinin değişkenliği; tüketicinin talebinin her şeyin önüne konması, üreticinin kendi ilkelerinde diretememesi; rakip baskısı; toptan alım yapan işletmelerin standart baskısı,  sertifika ve denetim maliyetleri.

  • Emek sorunu çok dile getirildi. Özellikle büyükşehir çeperinde üretim yapanlar için insan bulmak çok zor; gıda toplulukları bu konuda biraz yardımcı olabilir ama gönüllülük sorunu var. 

  • Topluluk Destekli Tarım (TDT) modelleri, üreticilerin ve tüketicilerin doğrudan birbirleriyle bağlantı kurmasını sağlayan bir modeldir. Bu model, üreticilerin ürünlerini doğrudan tüketicilere satmasına ve böylece aracıları ortadan kaldırmasına olanak tanır. Çapa zamanı ya da budama ve hasat zamanında birileri gelir. İnsanlar tekrar toprağa değmeli. Üretici çiftçi olarak hem üretiyor, hem pazara çıkıyor, hem de finans ve pazarlama ile ilgilenmek zorunda. Üreticinin işgücü desteği ihtiyacı var. Emek gücünü karşılamada zorluklar hem kırsal hem kentsel üreticiler için geçerli bir sorun; bu sorunun aşılmasında TDT modellerinin faydası olabilir mi?

  • Katma değerli ürünler: Katma değerli ürünler, işlenerek veya farklı bir şekle dönüştürülerek değer kazanan ürünlerdir. Örneğin, meyveler kurutularak veya meyve suyu yapılarak katma değerli hale getirilebilir. Katma değerli ürünler, daha uzun raf ömrü ve daha kolay nakliye gibi avantajlara sahiptir. Ayrıca taze sebze-meyve üreticilerinin satış sürekliliği sağlanır (Mayıs-Kasım).

  • Büyük şehirlerde aç-bitir ürünlere olan talep, taze gıda da bile “hazır gıda” (yıkanmış-doğranmış) talebi üreticiyi aşıyor. Farklı alanlarda inovasyon ihtiyacı doğuyor. 

  • Ürünlerin pazarlanması ve tanıtımına yönelik çalışmalar yapılması: Üreticiler, ürünlerini daha fazla tüketiciye ulaştırmak için pazarlama ve tanıtım çalışmalarına ağırlık vermelidir. Bu çalışmalar, sosyal medya, e-ticaret ve geleneksel pazarlama kanalları gibi çeşitli yöntemlerle yapılabilir. 

  • Fakat küçük üretici için bir yandan üretim yaparken diğer yandan bunları yerine getirmek çok zor. Bütün bunlar için süreklilik arz eden gönüllü desteği gerekiyor, bunu Topluluk Destekli Tarım sağlayabilir ancak.

  • Adil gıda üreticilerin ürün gamını çeşitlendirmek için kullanabilecekleri pazar araştırmaları yapılabilir. Yeni pazarlar tanımlanabilir (bebekler, hamileler, evcil hayvanlar…).

  • Ürünün adil gıda olduğunun etiketlerde görünür olması önemli; sera ise de bilinmesi lazım. Sağlığımızı doğrudan ilgilendiren (kimyasal kullanımı, besin değeri vb.) her bilgi görünür olmalı. Batı Avrupa ve ABD’de bu şekilde yapılan etiketlemeler tüketici davranışını çok etkiliyor.

  • Agroekolojinin tarımsal üretimdeki payı halen binde sekiz. Bunun artması için çocuk odaklı bir adil gıda savunuculuğu yapılmalı, çünkü toksisiteye maruziyet en ağır şekilde çocukları etkiliyor. Gıda güvenliği politikalarını geliştirirken çocukların odağa alınması gerekiyor.

  • Çocuklar ayrıca kendi ailelerindeki dönüşümü tetiklemekte de öncü aktör olabilir. Onları hedefleyen eğitim/bilinçlendirme kampanyaları (“Buzdolabına ne gireceğine ben karar veririm”, “Mutfağın denetimi bende” gibi) çok işe yarıyor.

  • Restoranların da adil gıdayı desteklemekte yapıcı olmaları gerekiyor. Üreticiden ürün tedariğinde onlar da adım atmalı. Adil gıda tedariğinde bu ekstra zaman ve emek gerektirdiği için tercih edilmiyor. Ayrıca standardizasyon (ürünler açısından ve süreklilik açısından) çok öne çıkarılıyor; küçük üretici için bunun çok zor olduğu göz önüne alınmalı. Artık yerele dönmemiz gerektiği fark edildi. Ama şeflerin de üretim sürecine ve adil gıdaya dair bir dersten geçmesi gerekiyor ki doğru şeyi talep edebilsinler. Çünkü şeflerin rol model olarak etkisi çok büyük. 

  • Ayrıca adil gıda açısından aynı dili konuşabilecek restoranlar arasında bağlantı kurulması ve ortak hareket edilebilmesi gerekli.

  • Alım garantisi için talep edilen asgari miktar küçük üretici için yüksek kalıyor; tedarik ve standardizasyon sorunları devreye giriyor.

  • Eğitim konusu önemli: Üreticinin, tüketicinin, türeticinin, misafirin de eğitilmesi lazım. Şefin agroekolojik tarımla, niteliğini mutfağına taşırken aradığı şeyleri değiştirmesi lazım. İyi buğday, iyi un her zaman raftaki standartta olmayacak; şefin o unun dilini anlaması, onun potansiyelini ortaya çıkarması lazım. Pazarlamada eğitilmesi lazım, kapasite artırımına ihtiyaç var. 

  • Artık biraz sıkmış olsa da “hikayeleştirme” hala bir ürünün ya da bir menünün cazip hale gelmesinde çok işe yarıyor. Adil gıda üreticisi zaten hazır bir hikaye veriyor restorana, bu çok avantajlı bir durum, restoranları dahil etmekte kullanılabilir.

  • Anadolu’nun kadim bilgilerinin bulup çıkarılması, gıdaların işlenmesi için o bilgilerin peşine düşmek lazım, özellikle elde kalan ürünlerin değerlendirilmesi konusunda o bilgilerin elden geçirilmesi lazım. Daha yerel mutfakların, yereldeki gıda işleme yöntemlerinin kullanıldığı ürünler üretilebilir.

  • Belediyelere düşen önemli  görev yereldeki üreticilerin desteklenmesidir. Kooperatifler ve küçük üreticilerden ürünler alınarak Belediye’nin farklı birimlerinde kullanılabilir (kreşler, aşevleri, kent lokantaları, Halk Ekmek vb.).

  • Belediyeler nakliye, lojistik ve depolama sorununda da küçük üreticiye ve gıda topluluklarına, kooperatiflere destek olmalıdır. Üreticinin elindeki yaş sebze-meyveyi değerlendirmesinde bu destek önem taşıyor.

Sonraki buluşmalar için öneriler

  • Katma değerli ürünler bazında üreticiler ve gıda işleme şirketlerinin işbirliği yapması: Bu işbirliğinin ürün ve katma değerli ürün üretiminin önündeki sorunları çözmeye ve sektörün gelişimine katkıda bulunmaya yardımcı olması bekleniyor.

  • Belediyelerle adil gıda talepli buluşma: Tam da yerel seçimden önce, “adil gıda toplulukları” gibi bir temayla buradaki somut talepleri yerel belediyelerle aradığımız bir buluşma yapılabilir. Hangi partiden olursan ol, bu toplulukların taleplerini dinleyecek misin? Yerel yönetimi çok somut bir yerden; sektörden üretimden insanların doğrudan dile getirdiği bir şekilde dahil edebiliriz. Somut talepler manzumesi hedeflenebilir. Belediyeler üzerinde toplumsal bir baskı oluşturmak gerekiyor; bu konuda bir beyanları ve sorumlulukları varken buraya gelip taşın altına ellerini koymaları gerektiğini düşünüyoruz. Seçim öncesi bu ihtiyaçları yerel politika ve aktörlerle buluşturmak gerekiyor.

  • Çocukları adil gıdanın odağına alan bir çalışma: Sağlıksız gıda yetişkinlerden çok daha fazla çocukları etkiliyor. Doğrudan muhattaplarımız var, belediyeler var. Kreşlerde neden yerel üreticiler desteklenmesin? Bunu bir talep haline getirebiliriz. Neden restoranlara çocuklara yönelik temiz gıda talebiyle yaklaşmayalım? 

  • Şeflerle üreticileri bir araya getiren buluşma: Şeflere birer aktör yaklaşarak; restoranların şeflerine “sizin restoranınız için nasıl bir üretim yelpazesi gerekiyor?” sorusunun sorulduğu bir buluşma yapılabilir. Birebir restoranlarla ilişkilendiklerinde daha iyi işler çıkıyor. Şeflerin gıda sektöründe gücü var; onların adil gıdayı ürünlerine dahil etmesinin tüketici tercihlerini yönlendirmede oynayacağı rol çok büyük, toplumsal değişimi tetikleyebilirler.

 

Katılımcılar
Anıl Şener, Postane, şef
Ayhan Öztürk, Gözde’nin Çiftliği (Silivri), yaş sebze ve meyve üreticisi Ayşe Katkat, Kılıçkaya Gıda Koop. (Yusufeli, Artvin), meyve ve tahıl ürünleri üreticisi
Bediz Yılmaz, kent çiftçisi, AGT moderatörü
Berin Ertürk, Jade Çiftliği (Sakarya), üretici
Berkay Tunalı, belgesel film yapımcısı
Burak Soykan, Eppek (Gökçeada), buğday üreticisi
Bülent Şık, BAYETAV, gıda yüksek mühendisi, akademisyen
Can Arıkan, Postane, gıda direktörü
Cansu Dirim, Eataly, ürün tedarikçisi
Doğan Günal, Postane, şef
Duru Dumankaya, Postane, program koordinatörü
Duygu Dağ, MAD
Ebru Koralı, TURGİD, restorancı
Ekinsu Ulu, Postane, iletişim koordinatörü
Evren Yıldırım, İyiEkim
Hilal Aydın Kocatürk, Atadan Doğal
İlhan Katkat, Kılıçkaya Gıda Koop. (Yusufeli, Artvin), meyve ve tahıl ürünleri üreticisi
Kevser Öztürk, EkBiçYeİç, ziraat yüksek mühendisi
Mehtap Tekin, Yeni Kentlinin Ekolojik Yaşam Rehberi eğitimi mezunu, Postane, finans koordinatörü
Mert Balıkçı, Postane, satış ve operasyon direktörü
Naim Deniz, akademisyen, üretici
Nesime Karateke, Postane, prodüksiyon direktörü
Nilhan Aras, yemek kültürü ve tarihi araştırmacısı
Orkun Doğan, Yerküre Koop., tarım-gıda sistemleri araştırmacısı
Ömer Kök, Yaşam Yolu Koop. (Karaman)
Raife Polat, çocuk gıda eğitimi uygulayıcısı
Richard Madzar, Maide Mutfak (gıda işleme ve paketleme şirketi)
Serhan Hasdemir, EkBiçYeİç, şef
Shirley Kaston, Maide Mutfak (gıda işleme ve paketleme şirketi)
Şenol Göktaş, Atadan Doğal
Yağmur Çoban, Local Makers
Yaşar Adanalı, Postane, kurucu direktör
Yusuf Kahveci, Akasya Tarım (Beykoz), yaş meyve sebze üreticisi